© Yeraltı Haber 2021

Madencilik izin yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı

Madencilik faaliyetlerinde izin süreçlerini düzenleyen 2005 tarihli "Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği" yürürlükten kaldırıldı.

Karar, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, 24 Mayıs 2005'te yürürlüğe giren "Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla kaldırıldı.

Yeni dönemde, madencilik faaliyetlerine ilişkin izin süreçlerinin Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında yürütülmesi öngörülüyor.

 

Madencilik sektöründe yaklaşık yirmi yıldır uygulanan önemli bir düzenleme tarihe karıştı. 2005 yılında yürürlüğe giren “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla kaldırılarak izin süreçlerinde yeni bir dönemin kapısı aralandı. Karar, Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yürürlüğe girerken, sektördeki uygulamaların artık doğrudan ana mevzuat üzerinden yürütülecek olması dikkat çekiyor.

Söz konusu yönetmelik, yıllar boyunca madencilik faaliyetlerinin farklı kurumlarla ilişkisini düzenleyen temel metinlerden biri olmuştu. Orman izinlerinden mera tahsislerine, çevresel değerlendirme süreçlerinden mülkiyet izinlerine kadar birçok başlık bu yönetmelik çerçevesinde şekilleniyordu. Ancak uygulamada ortaya çıkan çok başlılık, izin süreçlerinin uzaması ve farklı kurumlar arasındaki koordinasyon sorunları, uzun süredir sektör temsilcilerinin eleştirdiği konular arasında yer alıyordu.

Yeni düzenleme ile birlikte izin süreçlerinin doğrudan Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında yürütülecek olması, bürokrasinin sadeleştirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle Maden Kanunu’nun 7. maddesi, madencilik faaliyetlerinin diğer kamu kurumlarının izinlerine tabi yönlerini genel çerçevede tanımlarken; ilgili kurumların görüş ve izinlerinin hangi esaslarla alınacağını ortaya koyuyor. Aynı şekilde Maden Yönetmeliği, ruhsatlandırmadan işletmeye geçişe kadar olan süreçte teknik ve idari yükümlülükleri detaylandırarak uygulamaya yön veriyor.

Bu değişiklikle birlikte, izin süreçlerinde dağınık yapı yerine daha merkezi ve bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi hedefleniyor. Önceki sistemde yatırımcılar, aynı proje için farklı mevzuatlara tabi birçok izin sürecini paralel yürütmek zorunda kalırken; yeni dönemde süreçlerin tek bir mevzuat çatısı altında daha net tanımlanması bekleniyor. Bu durumun özellikle yatırım sürelerini kısaltması ve öngörülebilirliği artırması öngörülüyor.

Öte yandan çevresel ve sosyal etkilerin değerlendirilmesi konusunda herhangi bir gevşeme söz konusu değil. Çevresel Etki Değerlendirmesi süreçleri, orman ve mera izinleri gibi kritik başlıklar ilgili özel mevzuatları çerçevesinde yürütülmeye devam edecek. Ancak bu süreçlerin koordinasyonu artık daha doğrudan Maden Kanunu’nun belirlediği çerçeve içinde ele alınacak. Bu da uygulamada yaşanan yetki karmaşasının azaltılması açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.

Sektör açısından bir diğer önemli başlık ise denetim mekanizmaları. Maden Yönetmeliği kapsamında teknik nezaret, üretim faaliyetlerinin kontrolü ve iş güvenliği yükümlülükleri açık biçimde tanımlanmış durumda. Yönetmeliğin kaldırılması, bu yükümlülüklerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; aksine, ana mevzuat üzerinden daha sıkı ve doğrudan bir denetim yapısının kurulması hedefleniyor.

Uzmanlar, bu adımın doğru uygulanması halinde Türkiye’de madencilik yatırımlarının önündeki idari engellerin önemli ölçüde azalabileceğini ifade ediyor. Ancak uygulamanın başarısı, ilgili kurumların koordinasyon kabiliyeti ve yeni sistemin sahada ne ölçüde etkin işleyeceğine bağlı olacak. Özellikle DSİ, Orman Genel Müdürlüğü ve çevre otoriteleriyle yürütülen süreçlerde yeni yaklaşımın nasıl işleyeceği, önümüzdeki dönemde sektörün en çok takip edeceği başlıklar arasında yer alıyor.

Sonuç olarak, 2005 tarihli yönetmeliğin yürürlükten kaldırılması sadece bir mevzuat değişikliği değil; aynı zamanda madencilik sektöründe izin süreçlerinin yeniden tanımlandığı yapısal bir dönüşüm anlamı taşıyor. Yeni dönemde daha hızlı, daha öngörülebilir ve daha entegre bir izin mekanizmasının oluşturulup oluşturulamayacağı ise uygulamanın sahadaki performansıyla netlik kazanacak.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER