© Yeraltı Haber 2021

Türkiye Madenciliğinin Gerçek Fotoğrafı: 13 Bin Ruhsat Var, Peki Kaç Maden Çalışıyor?

Türkiye’de madencilik denildiğinde sıkça binlerce ruhsat ve geniş maden alanları gündeme geliyor. Ancak ruhsat sayısı, fiilen çalışan maden sayısı ve madencilik faaliyetlerinin kapladığı alan aynı şeyi ifade etmiyor. MAPEG verileri Türkiye madenciliğinin ölçeğine ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor: Toplam ruhsat sayısı 13 bini aşarken, 2025 yılında faaliyette bulunan saha sayısı 4.375. Madencilik kazı alanlarının Türkiye yüzölçümüne oranı ise yüzde 0,18 olarak açıklanıyor.

Türkiye, metalik madenlerden endüstriyel hammaddelere, kömürden doğal taşlara kadar oldukça geniş bir madencilik potansiyeline sahip. Ancak sektörün büyüklüğü değerlendirilirken kullanılan rakamlar zaman zaman birbirine karışabiliyor.

Özellikle “maden ruhsatı”, “işletme izni” ve “faaliyette bulunan maden sahası” kavramlarının aynı anlamda kullanılması, Türkiye'deki aktif madencilik faaliyetlerinin olduğundan farklı algılanmasına neden olabiliyor.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün (MAPEG) 2026 yılı verileri ise bu farkı daha net biçimde ortaya koyuyor.

13.378 ruhsatın tamamında üretim yapılmıyor

Temmuz 2026 verilerine göre Türkiye genelinde toplam 13.378 maden ruhsatı bulunuyor.

Ancak bu rakam Türkiye'de 13.378 aktif maden işletmesinin bulunduğu anlamına gelmiyor.

Toplam ruhsatlar içerisinde işletme izni bulunan ruhsat sayısı 7.668 seviyesinde. 2025 yılında fiilen faaliyette bulunduğu bildirilen saha sayısı ise 4.375.

Başka bir ifadeyle toplam ruhsat sayısı ile fiilen faaliyet gösteren saha sayısı arasında önemli bir fark bulunuyor.

Bu ayrım madencilik sektörünün büyüklüğü değerlendirilirken kritik önem taşıyor. Çünkü bir maden ruhsatının bulunması, ruhsat sahasının tamamında kazı yapıldığı veya o ruhsat altında sürekli üretim gerçekleştirildiği anlamına gelmiyor.

Arama dönemindeki sahalar, izin süreçleri devam eden projeler, işletme ruhsatına sahip olmakla birlikte üretimde bulunmayan sahalar ve işletme izinli alanlar sektör istatistikleri içerisinde farklı kategoriler oluşturuyor.

Peki madencilik Türkiye'nin ne kadarını kaplıyor?

Madencilik konusunda dikkat çeken ikinci veri ise sektörün fiziksel arazi kullanımı.

MAPEG tarafından açıklanan verilere göre madencilik faaliyetleri kapsamında oluşan kazı alanlarının Türkiye yüzölçümüne oranı yüzde 0,18 seviyesinde bulunuyor.

Bu rakamın doğru yorumlanabilmesi için burada da önemli bir ayrım yapılması gerekiyor.

Ruhsat alanı ile fiilî kazı alanı aynı şey değil.

Bir maden ruhsatı yüzlerce veya binlerce hektarlık alanı kapsayabilirken, bu alanın tamamında açık ocak, pasa sahası, tesis veya diğer madencilik faaliyetleri bulunması gerekmiyor. Dolayısıyla ruhsatların kapsadığı toplam yüzölçümü üzerinden yapılan değerlendirmeler ile fiilen kazı yapılan alanların karşılaştırılması farklı sonuçlar ortaya çıkarabiliyor.

Yüzde 0,18'lik oran bu nedenle doğrudan madencilik kazı alanlarını ifade eden bir gösterge olarak değerlendirilmelidir.

13.514 hektar alan rehabilite edildi

Madenciliğin arazi üzerindeki etkisinin diğer tarafını ise faaliyet sonrasında gerçekleştirilen rehabilitasyon çalışmaları oluşturuyor.

Türkiye Rehabilitasyon ve Maden Sahaları Bilgi Sistemi (TÜRMES) verilerine göre 1 Eylül 2026 itibarıyla 216 maden sahasında rehabilitasyon çalışması gerçekleştirildi.

Rehabilite edilen toplam alan yaklaşık 13.514 hektara ulaştı.

Aynı sistemde rehabilitasyon ve çevresel iyileştirme çalışmaları kapsamında dikilen ağaç ve bitki sayısının ise yaklaşık 24,29 milyon olduğu bildiriliyor.

Veriler ayrıca madencilik şirketleri tarafından gerçekleştirilen 196 sosyal sorumluluk projesinin sisteme işlendiğini gösteriyor.

Bu rakamlar, maden sahalarının yalnızca üretim dönemleriyle değil, faaliyet sonrası arazi kullanımı ve rehabilitasyon süreçleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Ruhsat, üretim ve arazi kullanımını birbirinden ayırmak gerekiyor

Türkiye madenciliğine ilişkin rakamlar birlikte değerlendirildiğinde sektör hakkında önemli bir gerçek ortaya çıkıyor.

Türkiye'de 13.378 maden ruhsatının bulunması, 13.378 madenin aktif olarak üretim yaptığı anlamına gelmiyor. Benzer şekilde bir bölgenin maden ruhsatı içerisinde bulunması da o alanın tamamının kazıldığı anlamına gelmiyor.

Bu nedenle sektörün çevresel ve ekonomik büyüklüğünü değerlendirirken toplam ruhsat sayısından ziyade işletme izinleri, fiilen çalışan sahalar, üretim miktarları, gerçek kazı alanları ve rehabilitasyon verilerinin birlikte ele alınması gerekiyor.

Ortaya çıkan tabloya göre Türkiye'de 13 bini aşkın maden ruhsatına karşılık 2025 yılında 4.375 saha faaliyette bulunurken, madencilik kazı alanlarının ülke yüzölçümüne oranı yüzde 0,18 düzeyinde.

Diğer taraftan rehabilite edilen 216 sahada 13 bin hektarı aşan alanın yeniden düzenlenmiş olması ve yaklaşık 24,3 milyon ağaç ve bitkinin dikilmiş olması, madencilik sonrası arazi yönetiminin de sektörün ölçülmesi gereken başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye madenciliğinin gerçek büyüklüğünü anlamak için dolayısıyla tek bir rakama değil; ruhsattan üretime, kazı alanından rehabilitasyona kadar bütün verilerin birlikte okunması gerekiyor.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER